Raporlar

2006 Raporu

TOKAT İLİ KOMANA ANTİK KENTİ YÜZEY ARAŞTIRMASI 2006
Doç.Dr. D.Burcu Erciyas, Emine Sökmen, Tuna Kalaycı

Tokat İli Komana Antik Kenti ve çevresinde yapılan yüzey araştırmasının bu yılki amacı 2005 araştırma döneminde belirlenmiş alanlarda jeomanyetik çalışmayı gerçekleştirmek ve Komana yerleşiminin batıya doğru olan sınırlarını belirlemekti. Çalışmalar 11 Eylül-30 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Bu dönem çalışmalarımız Kültür Bakanlığı Temsilcisi olarak Sivas Müzesi’nden Adem Bedir, Doç Dr. D. Burcu Erciyas (proje yöneticisi), Emine Sökmen (tarihçi/doktora öğrencisi), Ahmet Çinici (mimar/doktora öğrencisi), Tuna Kalaycı (istatistik/doktora öğrencisi), Deniz Erdem (arkeolog/doktora öğrencisi), Kübra Şahin (arkeolog/yüksek lisans öğrencisi), ve Umut Devrim Eryarar’dan (arkeolog) oluşan ekip tarafından yürütülmüştür. Çalışmalarımıza destek veren Tokat Valiliği’ne, Tokat Müzesi çalışanlarına ve DSİ çalışanlarına teşekkürlerimizi sunarız.

Bu seneki çalışmaları:

1. Arkeolojik Yüzey Araştırması: Hamamtepe’nin batısında bulunan alanın (Ballıdere, Bakışlı ve Kılıçlı köyleri ve etraflarındaki tarlalarda) arkeolojik yüzey araştırması,
2. Hamamtepe Arazi Modeli: Hamamtepe’nin arazi modelininin çıkarılması,
3. Jeofizik Araştırma: Hamamtepe’nin kuzeyindeki tarlada ve Bula köyünün güneyinde, altıgen havuzun batısında kaçak kazılarla yüzeye çıkarılmış Bizans yapısının bulunduğu arazide jeofizik araştırma olarak üç gruba ayırabiliriz.

1. Arkeolojik Yüzey Araştırması:
(Emine Sökmen)


2004 ve 2005 yıllarında Hamamtepe’nin kuzey, doğu ve güney’inde yaptığımız alan araştırmasına 2006 yılında batı tarafda devam edilmiştir (Fig.1).


Batı bölgesi araştırması Bakışlı Köyü ile sınırlandırılmıştır. Yüzey araştırması yöntemi olarak ekibin arazide belirli aralıklarla yürüyerek arkeolojik malzeme toplaması ve belgeleme yapması seçilmiştir. Çalışmaların Eylül ayında yapılması yüzeyde görülebilirliği arttırmıştır çünki gezilen alanların bir çoğu ekin, pancar vs. tarlası olup, hasat mevsimi bu dönemde sona ermektedir.

Bu bölümdeki ilk çalışmalar Tokat-Almus yolunun güneyinde yeralan Ballıdere Köyü ile batısındaki Bakışlı Köyü arasında kalan alanda gerçekleştirilmiştir. Bu alanda bulunan Orta Tepe’nin batı yamacında, Mustafa Sağdıç’a ait tarlada yoğun olarak Roma dönemi seramiğine rastlanmıştır. Seramik ve kiremitlerin, karşı tepenin yamaçlarında da devam ettiği gözlenmiştir. Buradan batıya doğru devam edildiğinde, özellikle Bakışlı Köyü’nün kuzey tarlalarında, az miktarda kiremit parçasına rastlanmış ve seramik yoğunluğunun oldukça azaldığı tespit edilmiştir. Bakışlı köyü içerisinde arkeolojik buluntu olmamasına rağmen, köyde bulunan evlerden birinin bahçesindeki yapı taşları ilgi çekicidir (Fig.2).

Bunlara ek olarak köy evlerinden birinin kapı girişinde İngilizce yazıtlı (…….WHO DIED IN THE FIRST OF FEBRUARY 1917 ONE OF THE UNNUMBERED INNOCENT VICTIMS OF THE GREAT WAR) bir mezar taşı görülmüştür (Fig.3).

Çalışmalar daha sonra Hamamtepe’nin kuzeyinden geçen Tokat-Niksar yolunun kuzeyinde bulunan Kılıçlı Köyü’nde ve batı kesimindeki alanda devam etmiştir. Burada da ekip üyeleri mesafeli şekilde yürüyerek alanı taramış ve tesbitlerde bulunmuştur. Köy girişinin hemen karşısında bulunan Jandarma Karargahı’nın bahçesinde, tamamlanmamış ve iki parçaya ayrılmış bir adet lahit kapağı ve heykel kaidesi görülmüştür (Fig.4).

Jandarma personeli ayrıca Hamamtepe’nin güneydoğu tarafında bulunan okulun doğusunda kanal çalışması sırasında blok taşlara rastlandığını ve üzerlerinin örtüldüğünü belirtmiştir. Kılıçlı köyünün Yukarı Mahallesi’nin hemen girişinde, köylüler tarafından tarlalardan getirilmiş kırık durumda iki adet Dor sütun başlığına ve bazı mimari yapı elemanlarına rastlanmıştır (Fig.5).

Bu bölgede geçen yıllarda da taşların biriktirildiği gözlenmiştir. Yine Kılıçlı Yukarı Mahalle’de, Faruk Sarı’nın evinin bahçesinde Grekçe yazıtlı bir mezar steli, başka bir olasılık mezar steli parçası, haç işaretli bir kaide ve bir kapı eşiği parçası bulunmuştur (Fig.6).

Aynı bahçede Jandarma’nın bahçesinde de gördüğümüz lahit kapağı parçalarının benzerlerine rastlanmıştır (Fig.7).

Faruk Sarı bize bu stellerin toprağı sürerken yüzeye çıktığını bildirmiş ve söz konusu tarlaya eşlik etmiştir. Bu tarlada yüzeyde herhangi bir kalıntı görülmezken, biraz güneyinde bulunan şeftali bahçesinde yüzeyden yaklaşık 60-70 cm. derinlikte harçlı duvar kalıntısına rastlanmıştır (Fig.8).

Aynı zamanda bu tarlada bol miktarda seramik ve kiremit parçaları görülmüştür. Söz konusu arazi Kılıçlı Köyü’nün batısında sulama kanalının sınırladığı Ali Sarı’ya ait olan tarlalar ve bu tarlaların kuzeye doğru olan uzantılarıdır. Bu arazideki çalışmalar, seramik yoğunluğunun sınırlarını belirlemek amacıyla yoğun bir sekilde sürdürülmüştür. Tüm tarla yüzeyi boyunca yoğun miktarda kiremit parçalarına, tuğla kırıklarına ve künk parçalarına rastlanmış olması bu alanın muhtemel bir yerleşim alanı olabileceğine işaret etmektedir (Fig.9).

Aynı arazinin doğusundaki şeftalilik alanda, sulama kanalının üst kısmında yine yoğun miktarda kiremit, pithos ve dolium parçaları da bir yerleşimin varlığını önermektedir.

Kılıçlı köyünün içinden geçen yolun batısında kalan ve kuru dere yatağının sınırladığı alanda yapılan çalışmalar neticesinde az yoğunlukta Bizans Dönemi’ne tarihlenebilecek çanak-çömlek ve kiremit parçalarına rastlanmıştır. Bu kuru dere yatağından batıya doğru olan alanda yani dere yatağının üst kısmındaki arazilerde az miktarda seramik gözlenmiştir. Kılıçlı Köy yolundan 525 nolu poligon noktasına kadar olan arazi üzerinde yüzey araştırmasına devam edilmiştir. 37298448E 4470603N coğrafi konumunda anakayaya oyulmuş, 165x65 cm ölçülerinde bir kaya mezarına rastlanmıştır (Fig.10).

Bu kaya mezarının hemen kuzeyinde bulunan şeftali bahçesinde oldukça yoğun miktarda Bizans Dönemi’ne ait seramik ve kiremit parçaları görülmüştür.

Çalışmalarımızın ilk yılında Niksar yolu üzerindeki Kaya Mezarı’nın batısında bulunan eğimli arazinin batı bölümünde, Erken Tunç Dönemi’ne ait seramik parçalarına rastlamıştık. Bu yıl da aynı alanın yüzeyi tekrar gözden geçirildi ve aynı tip malzemenin yayılım alanı anlaşılmaya çalışıldı. Kuzeye doğru bu dönem malzemesinin hemen hemen hiç görülmediği sadece batıda yoğun olduğu tespit edilmiştir. Türbe ile kaya mezarı arasındaki alan kuzeye doğru araştırılmış, ve seramik yoğunluğunda azalma gözlemlenmiştir. Kaya mezarının kuzeyinde yukarıya doğru olan arazi üzerinde yapılan araştırma sırasında künk parçalarına ve az miktarda geç dönem çanak-çömlek parçalarına rastlanmıştır.

2004 yılında tesbit edilen ve tarla içerisinde kaçak kazı ile ortaya çıkarılmış olan Bizans yapısının çevresindeki jeomanyetik araştırma sırasında bu alanda da olasılıkla yapının mimarisinde yeralmış olan palmetli ve çeşitli bezemeli kiremit parçaları bulunmuştur (Fig.11).

Yine geçen araştırma yılında bu yapının çevresinde bulunmuş fyalostomialar, bu araştırma döneminde de karşımıza çıkmıştır (Fig.12). Orta Bizans Dönemi’ne tarihlenen fyalostomiaların kilise mimarisinde kullanıldığı bilinmektedir.

Çalışma alanı kuzeydeki tepelerden incelendiğinde Bizans yapısının üzerinde bulunduğu terasın oldukça geniş bir teras olduğu tesbit edilmiş ve Kılıçlı ve Bula köyleri arasındaki arazinin doğu-batı yönünde 2 ila 3 terasdan oluştuğu görülmüştür. Bu teraslama doğal süreçler sonucu değil, insan yapımı olmalıdır, ancak teraslamanın en erken ne zaman başladığına dair bir bilgi şimdilik edinilememiştir. Yine de Komana antik kentinin yerleşim alanının Hamamtepe’nin kuzeydoğusunda bulunan bu teraslanmış bölge olması mümkündür. Bu önerinin doğrulanabilmesi için ileride jeoarkeolojik bir çalışma (erozyon tesbiti, dere yatakları-yerleşim ilişkisi gibi) ve sondaj denemeleri yapılmalıdır.

2006 yılı itibariyle Komana Antik Kenti yakın çevresinde yapılan yüzey araştırması tamamlanmıştır. Önümüzdeki yıl Komana Antik Kenti’nin Roma dönemi’ndeki sınırlarını kapsayan çapı yaklaşık 30 km olan alanda, daha geniş çaplı bir araştırma yapılması, ve bugüne kadar yüzey araştırmalarında tesbit edilen ve Komana kenti ile ilişkilendirilen alanlarda kazı çalışmasına başlanması uygun olacaktır.



2. Hamamtepe Arazi Modeli:
(Tuna Kalaycı)


Giriş

Hamamtepe Topografik Yüzey Araştırması küçük bir ekip tarafından gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın asıl amacı Hamamtepe’nin topografik planını oluşturmak olup, çalışma sonunda elde edilen bilgilerin diğer arkeolojik ve jeolojik çalışmalara yardımcı olacağı ümit edilmektedir. Bunlar kısaca aşağıda belirtilmiştir.

1.Hamamtepe’nin arazi modelini oluşturmak ve genel fiziksel yapısı hakkında bilgi sahibi olmak (Fig.1),
2.Hamamtepe’nin sınırları hakkında bilgi sahibi olmak (Fig.2),
3.Belgelenmiş ve daha sonra belgelenecek olan yapıların topoğrafya ile olan ilişkisini incelemek (Fig.3),
4.Kontur ve eğim haritası oluşturmak (Fig.4),
5.Yapılmış ve yapılacak olan jeofizik yüzey araştırma sonuçlarını topografik perspektifte incelemek (Fig.5),
6.Elde edilecek olan uydu görüntülerini topografya üzerine bütünlemek (Fig.6).

Yöntem

Hamamtepe Topografik Yüzey Araştırması, Nikon DTM-310 Total Station kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada 700’e yakın nokta toplanmış (EK-1) ve bunlar arazi modelinin yaratılmasında kullanılmıştır. Temel olarak, noktalar ASCII formatında tutulmuş ve gerekli yazılımlar ile arazi modeli oluşturulmuştur.

Modelin oluşturulmasında Höyük üzerinde daha önceden var olan 154 kodlu Ulusal Koordinat Sistemine ait nirengi noktası, ve bu noktanın yetersiz kaldığı yerlerde oluşturulan 4 adet geçici nirengi noktası kullanılmıştır. 154 kodlu ana nirengi noktası ve geçici noktaların koordinatları EK-2’de verilmiştir. Geçici nirengi noktalarının oluşturulması höyüğün fiziksel yapısı nedeniyle zorunlu olup, bu noktalar modele belirli miktarda hata eklemiştir, ancak bu hata, höyüğün büyüklüğü ve noktaların okuma sıklıkları göz önüne alındığında ihmal edilebilir boyuttadır.

Sonuçlar

Topografik Yüzey Araştırması sonuçları Höyüğün genel yapısının aydınlatılmasının yanında çeşitli parametrelerin hesaplanmasında da yardımcı olmuştur. Toplanan veri iki şekilde işlenmiştir. Birinci yöntem olarak veriden ArcGis 9.1 3D Analyst yardımı ile TIN oluşturulmuş ve daha sonra TIN, Grid veri haline dönüştürülmüştür. İkinci yöntemde veri Surfer 8.0 ortamında Grid olarak kaydedilmiş ve daha sonra bu işlenmiş veriden yüzeyler oluşturulmuştur.

Höyük, daha sonra Yaz Tepesi olarak adlandırılan bölge de dikkate alınırsa, üçgensel bir yapıya sahip olup birbirine en uzak iki noktası yaklaşık 270 metredir. En yüksek noktası 640m’de ve tabanı 617m’de bulunmaktadır. Höyük alanı 2 boyutlu düzlemde 30783.75 m2 ve 3 boyutlu düzlemde 32233.25 m2’ dir. Höyüğün hacmi 438906m3 olarak hesaplanmıştır.

Yüzey araştırması sırasında toprak üzerinde kalmış duvar parçaları belgelenmiştir. Kabaca ölçülen bu duvarlar sadece genel bir fikir vermesi için model üzerine yerleştirilmiştir. Höyük üzerinde anakaya yer yer toprak üzerine çıkmıştır. Bu çıkmanın belirgin olduğu yerlerde anakaya formu verilecek şekilde belgelenmiş ve model üzerine yerleştirilmiştir.

Höyüğün kontur haritası oluşturulan modelden elde edilmiştir. Oluşturulan bu haritalar 2004 yılında toplanan jeofizik verisinin ve topografik haritanın daha iyi yorumlanmasına yardımcı olacaktır. Toplanan noktaların aralıkları nedeniyle kaba bir yapıda olan kontur verisi daha iyi yorumlama için yumuşatılmıştır.

Arazi modeli oluşturulduktan sonra eğim haritası CBS üzerinde elde edilmiştir.


© 2008 karp